En son konular
» DNS Ayarları Nasıl Değiştirilir
Çarş. 27 Şub. 2013, 14:37 tarafından Admin

» Pc deki keyloggerı bulup imha etme
Çarş. 27 Şub. 2013, 14:22 tarafından Admin

» CMD çalıştır komutları
Çarş. 27 Şub. 2013, 14:19 tarafından Admin

» Adsl Modem Teknik Servis Numaraları
Çarş. 27 Şub. 2013, 14:15 tarafından Admin

» Program Ekle/Kaldır dan Silinemeyen Programların Silinmesi
Çarş. 27 Şub. 2013, 14:12 tarafından Admin

» Format Atmanın Faydaları Ve Zararları
Çarş. 27 Şub. 2013, 14:09 tarafından Admin

» deneme
Salı 26 Şub. 2013, 15:17 tarafından Misafir

» şikayet ve öneri
C.tesi 08 Mayıs 2010, 06:59 tarafından Misafir

» OTOBÜS ŞOFÖRÜ SERKAN
Paz 12 Nis. 2009, 15:32 tarafından Admin

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 33 kişi Salı 01 Ağus. 2017, 13:32 tarihinde online oldu.

Obama geldi

Aşağa gitmek

Obama geldi

Mesaj tarafından yeğen Bir C.tesi 11 Nis. 2009, 15:12

Türk - Amerikan ilişkilerinde Türkiye’nin önemi belki de hiçbir zaman bu kadar yükselmemişti.

ABD’nin nerede çıkarı varsa, Türkiye o bölgede aktif bir aktör. Geçmişte çoğu kez sadece potansiyel gücüyle konuşulan Türkiye, şimdi potansiyelini gerçek hayata yansıtan bir ülke olarak ortaklığı aranan bir ülke konumuna geldi.

Obama’nın bavulu bir hayli kalabalık. Listesindekileri sıralamak dahi nefes istiyor:

Irak, PKK’nın tasfiyesi, Kuzey Irak, Afganistan, İran, Filistin, Ermenistan, Suriye-İsrail görüşmeleri, Lübnan-Hizbullah, Kafkasya, Rusya, Gürcistan, Balkanlar, Karadeniz, NATO, enerji hatları, terörle mücadele, Müslüman ülkelerle ilişkiler, radikal dincilikle mücadele, küresel ekonomik kriz ve dahası...

Elbette tüm bu maddeleri ziyaret esnasında tüm detaylarıyla görüşmek mümkün değil.

Zaten olması gereken de bu değil.

Eğer Türkiye ve ABD ilk ziyaretle iyi bir başlangıç yapabilirlerse, gerçek anlamda stratejik ortaklığın ilk tohumları atılabilirse detaylar sonra da görüşülür. Bu ziyareti karşı ziyaretler izler, telefon konuşmaları ve yeni ziyaretler ile ilişkiler pekişebilir, Bush’un bitap düşürdüğü Türk-Amerikan ilişkilerinde yaralar yeniden sarılabilir. Zaten Obama’nın bu ziyaretteki en önemli amacı da bu, yani taze bir başlangıç yapmak. Bu nedenle ziyaretin sembolik yönleri çok güçlü tutulmuş. Türk liderlere, Türk halkına ve buradan tüm Müslümanlara mesajlar verilmek isteniyor.

Nihayetinde Ankara ve İstanbul ziyaretleri Obama’nın sadece Türkiye’ye ilk ziyareti değil, Obama başkan olduktan sonra ilk kez halkı Müslüman bir ülkeyi ziyaret ediyor.

Ziyaret güya Pazar akşamı başladı. Ancak G-20 ve NATO zirvelerinde gerek Başbakan Erdoğan, gerekse Cumhurbaşkanı Gül, Amerikan Başkanı ile uzun uzun görüşme fırsatı buldular. Özellikle Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği adaylığının Türkiye ile Almanya arasında inatlaşmaya ve güç gösterisine dönmesi üzerine araya Obama girince yeni başkan, yeni Türkleri az çok tanımış oldu. Bir anlamda iyi de oldu. Obama şahsi olarak NATO'da Türkiye’ye verilen sözlerin kefili oldu. Dünyanın en önemli 20 ekonomisinin buluştuğu Londra’daki G-20 Zirvesi’nde de Obama ile Erdoğan ve eşleri birbirilerini daha iyi tanıma fırsatını buldular. Sonrasında NATO Zirvesi’nde de devlet başkanları ve eşleri için güçlü bir tanışma programı mevcuttu. Başka bir deyişle Obama’nın Türkiye ziyareti birkaç gün önceden başlamış oldu ve ciddi konuların bir kısmı önemli oranda görüşülmüş oldu. Şimdi ise Türk-Amerikan ilişkilerinin yeni dönemi için güçlü mesajlar vermek, taze bir başlangıç yapmak zamanı.

“TÜRKİYE-AB’YE ALINMALI”

Obama Ankara’ya eli boş gelmedi aslında.

Çam sakızı, çoban armağanı gelmeden önce AB-ABD Zirvesi’nin yapıldığı Prag’da Türkiye’nin AB üyeliğine tam destek verdi. Obama’ya göre Türkiye’nin AB üyeliği hem Türkiye’yi Batı’ya daha güçlü bir şekilde bağlayacak, hem de Müslüman halklara çok güçlü bir mesaj verilmiş olacak.

Şöyle diyor Başkan:

Birleşik Devletler ve Avrupa Müslümanlara adaletsizlikle, hoşgörüsüzlükle ve şiddetle kavgamızda karşılıklı saygı ve ortak çıkar temelli olarak arkadaşlarımız olarak, komşularımız olarak ve ortaklarımız olarak yaklaşmalıdır. Türkiye’nin üyeliğini AB’ne taşımak bu anlayışa olan bağlılığınızın güçlü bir işareti olacaktır ve bu üyelik Türkiye’yi güçlü bir şekilde Avrupa’ya bağlamaya devam edeceğinizin de garantisi olacaktır.”

Bu sözler beklenebileceği üzere Sarkozy ve Merkel’i kızdırdı. İki müzmin Türkiye muhalifi bu bizim işimiz, ABD karşımaz” demeye getirdiler. Bu vesileyle Sarkozyben her zaman için bu üyeliğe karşı çıktım, yine de karşıyım” dedi. Sarkozy’e göre AB üyelerinin çoğunluğu da Türkiye’nin üyeliğine karşıymış. Almanya Başbakanı Merkel de “benim pozisyonum değişmedi” diyor. Merkel’e göre imtiyazlı ortaklık da bir alternatif olarak değerlendirilmeli. Oysa Türkiye, Merkel’in önerisini defalarca çok sert bir dille reddetmişti. Çünkü Türkiye halihazırda imtiyazlı ortak gibi. Merkel’in önerisinde Türkiye'yi heyecanlandıracak yeni bir katkı yok. Merkel, Obama’nın Müslüman dünya ile ilişkilerin geliştirilmesi gerektiği önerisine katılıyor, ancak söz konusu Türkiye olunca “şurası açık ki farklı görüşler var” demekle yetiniyor.

Obama ile Merkel-Sarkozy ikilisinin Türkiye konusunda anlaşamadığı kesin. Alman ve Fransız Türkiye’ye din ve kültür farkından dolayı karşı çıkıyorlar. Her ikisi de bağnaz ve önyargılı davranıyorlar.

Aslına bakılırsa Türkiye’nin AB üyeliğine destek vermek eski bir ABD geleneği sayılabilir. Clinton ve Bush da açıkça Türkiye’yi AB’de desteklemişlerdi ve AB liderlerinden “bu bizim işimiz, siz karışmayın” tarzında benzeri cevapları almışlardı. Hatta bu desteğin olumsuz etkileri olduğunu iddia edenler de var. Oysa ki dışlanmış olan Türkiye'nin AB'ye geri dönmesinde Amerikan diplomasisinin büyük rolü olmuştur. Ayrıca bu defa esen rüzgar çok daha güçlü.

Obama’nın dış politika anlayışı AB’ye daha güçlü bir şekilde yaklaşan bir Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor.

Elbette tek başına Amerikan baskısı AB’yi Türkiye konusunda ikna etmeye yetmeyecektir. Ancak Türkiye için büyük bir avantaj olduğu da muhakkaktır. Çünkü ABD sadece ekonomik ve siyasi bir dev olması nedeniyle değil, AB içinde müttefikleriyle de AB’yi etkileyebilen bir ülkedir. Bunun örneklerini Irak Savaşı’nda ve Gürcistan Savaşı’nda açıkça gördük. Fransız-Alman ittifakına karşı Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Bulgaristan, Romanya, İtalya ve İngiltere gibi çok sayıda ülke pekçok olayda ABD’yi tercih etti. Nitekim Obama’nın sözlerine ilk destek de İtalya Başbakanı Berlusconi’den geldi bile.

Burada asıl görev ise Obama'ya değil, Türkiye’ye düşüyor.

AB’yi unutmuş gibi bir izlenim veren Türkiye, Brüksel sayfasını yeniden açmak zorunda.

Tüm dünyayı gezen Başbakan Erdoğan’ın AB’nin başkentine dört yılda sadece bir kez gitmiş olması herşeyi anlatıyor aslında. AB’ye aday bir ülke, AB başkentlerini yol geçen hanına çevirmek zorundadır. Türk bakanların Brüksel’e neredeyse çadır kurması, hemen her hafta birkaç bakanın AB ülkelerinde lobi yapması gerekir. Türkiye'nin AB'de karşılaştığı sorunları sadece Sarkozy ile, Merkel ile veya Rumlar ile açıklamak mümkün değildir. Eğer Türkiye yönünü güçlü bir şekilde AB’ye yeniden kırmaz ise Obama rüzgarının Türkiye’ye AB’de hiçbir katkısı olamaz.

Belki de Başbakan Erdoğan’ın bir kez daha ‘Fatihlik’ yapması gerekiyor. Davos Fatihi, NATO Fatihi derken bir de Brüksel Fatihi olabilirse Türkiye’nin karşısında ne Sarkozy durabilir, ne de Merkel.

Özetle, Obama geldi, hoşgeldi.

***

Elbette Obama’nın gelişine şüpheyle bakanlar da az değil. Bunlara göre Amerikan başkanının Türkiye’ye gelişi hiç de hayra alamet değil. Onlara göre Obama Kürdistan diyecek, PKK’ya destek verecek, Barzani ve Talabani’yi kollayacak.

Anlayacağınız Türkiye’de ne olsa Amerika’dan bilen bu gruba göre Obama işi gücü bıraktı, yemedi içmedi, Türkiye’ye PKK’yı kabul ettirmek için ilk dış gezisini bu ülkeye yaptı.

Doğrusu her fırsatta Türkiye’nin onurlu bir dış politika izlemesini, ABD’ye posta koyması gerektiğini vs. savunuyor olmalarına karşın kendilerini 'en vatanperver' sayan bu dar grup aslında Türkiye’ye en büyük hakareti ediyor. Türkiye’yi yok sayıyorlar, ABD’yi ise herşey. Oysa yeni dünyada yeni bir Türkiye var. Yeni Türkiye tüm dünyadan saygı görüyor ve bence bu saygıyı kendi vatandaşlarından da görmeyi hakediyor.

***

Umarız ABD’nin çiçeği burnunda başkanı ilk denizaşırı seyahetinden memnun ayrılır ve bu gezi Türkiye ve bölgesi için hayırlı olur.


not:alıntıdır...
avatar
yeğen

Mesaj Sayısı : 17
Kayıt tarihi : 11/04/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz